26 Mayıs 2018
  • English Lessons

5. Sınıf 8. Ünite Kelime Listesi

Grade 5 Unit 8 Vocabulary
Fitness – Fitnes

about : hakkında

accident : kaza

achieve : başarmak

action : eylem, faaliyet

activity : etkinlik

actually : aslında, doğrusunu söylemek gerekirse

afraid of … : … korkmak

after : sonra

after that : bundan sonra

all of them : hepsi

always : her zaman

announce : anons etmek

archery : okçuluk

Asian : Asyalı, Asya’ya ait

ask : sormak

at the hospital : hastanede

at the time : zamanında

athlete : sporcu, atlet

athletic : spora özgü, sportif

athletics : atletizm

awful : korkunç

back  / defence : defans oyuncusu

balcony : balkon

ball : top

ballet : bale

baseball : beysbol

baseball : beyzbol

basket : sepet, basket

basketball : basketbol

be crazy about …: bir şeye aşırı tutkun olmak, deli gibi sevmek

be fond of … : bir şeyi sevmek, düşkün olmak

beat : yenmek, mağlup etmek

because : çünkü

bicycle : bisiklet

big : büyük

bored : canı sıkılmış

bowling : ağır topla oynanan bir oyun

boxing : boks

breakfast : kahvaltı

breath : nefes

bungee jumping : ayağına ip bağlayıp atlamak

but : fakat

buy : satın almak

call : çağırmak, aramak

camping : kamp yapmak

Can you repeat it, please? : Lütfen tekrar eder misin?

can’t stand : tahammül edememek, dayanamamak

car racing : araba yarışı

career : kariyer

carry : taşımak, kaldırmak

catch : yakalamak, tutmak

chair : sandalye

Champions League : Şampiyonlar Ligi

championship : şampiyonluk

cheer : tezahürat yapmak, neşelendirmek

chin up : korkma! cesur ol!

chinese restaurant : çin restoranı

city : şehir

climb : tırmanmak

climbing : tırmanma

clipping : dergi veya gazetelerden kesilmiş resim ve yazılar

club : kulüp

clue : ipucu

coach : koç, antrenör

coffee : kahve

competition : yarışma

computer : bilgisayar

contestant : yarışmacı

crazy : çılgın

cup : fincan, kupa

cycling : bisiklete binme

cyclist : bisiklet sürücüsü

daily : günlük

daily life : günlük yaşam

dancing : dans etme

dangerous : tehlikeli

date : tarih

day : gün

defeat : yenmek, mağlup etmek

dialogue : diyalog

dive : dalmak

diver : dalgıç

diving : dalma

do : yapmak

do sports : spor yapmak

do yoga : yoga yapmak

draw (drew geçmiş hali) : berabere kalmak, beraberlik

dream : rüya

drink : içmek

early : erken

eat : yemek

eat healthy : sağlıklı beslenmek

equipment : alet, araç gereç

especially : özellikle

essential : çok gerekli, vazgeçilmez

European : Avrupalı, Avrupa’ya ait

even : bile, hatta, başa baş

event : olay, etkinlik

everything : her şey

exercise : egzersiz, idman

fan : taraftar

fast : hızlı

feel : hissetmek

feet (foot) : ayaklar

fencing : parmaklık, eskrim

Beşiktaş made it 2-0 : Beşiktaş durumu 2-0 yaptı

field : saha, alan, tarla

fill : doldurmak

first : ilk

fit : formda

fitness centre : spor merkezi

flipper : palet

food : yemek, yiyecek

football : futbol

footballer / football player : futbolcu

for : için

for example : mesela, örneğin

for me : benim için

free style : serbest stil

game : oyun

generally : genellikle

get up / wake up : kalkmak, uyanmak

give : vermek

go : gitmek

go jogging : tempolu koşuya çıkmak

go out : dışarı çıkmak

goal : kale, gol, amaç

golf : golf

grandparent : büyük ebeveyn

great : müthiş, harika

gymnastic : jimnastik

handball : hentbol

hardworking : çalışkan

have a draw : berabere kalmak

have a shower : duş almak

have a training : antrenman yapmak

have an accident : kaza geçirmek

have breakfast : kahvaltı yapmak

have dinner : akşam yemeği yemek

have lunch : öğle yemeği yemek

head : baş, kafa

headline : başlık, manşet

healthy : sağlıklı

healthy food : sağlıklı yiyecek

hear : duymak

here : burada, buraya

hero : kahraman

high school : lise

hiking : doğa yürüyüşü

hiking : yürüyüş

hill : tepe

horse : at

horse riding : binicilik

hospital : hastane

host : ev sahibi

hour : saat

how about … / what about… ? : ne dersin

how often : ne kadar sıkılıkta

how old are you? : kaç yaşındasın?

hurry : acele, acele etmek

I home : umarım

ice – skating : buz pateni

ice : buz

idol : plan, planlamak

if : eğer

important : önemli

impressed : etkilenmiş, büyülenmiş

in her dream : rüyasında

individual : bireysel

individual sport : bireysel spor

indoor : iç mekanlarda yapılan  (spor)

indoor sports : kapalı hava sporu

injure : sakatlamak

injured : yaralı

injury : yaralanma, yara

intelligence : zeka

interview : görüşme, röportaj

it’s time to wake up : kalkma vakti geldi

jogging : yavaş koşu, hızlı yürüyüş

jump rope : iple atlama

junk food : abur cubur

keep : tutmak, korumak, sağlamak

keep fit : formda kalmak

key : anahtar

kick : vurmak

kick-off : başlama vuruşu

lake : göl

last : geçen, son

last match : geçen maç

late : geç

leg : bacak

let’s : hadi

letter : mektup

life : yaşam

like : hoşlanmak

live : yaşamak

make : yapmak

marathon : yaklaşık 42 kilometrelik koşu yarışı

mask : maske

match : maç

match on saturday : cumartesi günkü maç

medal : madalya

mile : mil (1.609 km)

miss : kaçırmak, özlemek

moon : ay

mountain : dağ

my : benim

new sports career : yeni spor kariyeri

newspaper : gazete

nil (two nil) : sıfır (iki sıfır)

now : şimdi

of course : tabii ki

often : sık sık, sıklıkla

once : bir kere

one day : bir gün

one of us : bizden biri

open : açmak

order : sıralamak

ordinary : sıradan

outdoor : dışarıda yapılan, açık hava

outdoor sport : açık hava sporu

own : kendi

parachuting : paraşütçülük, paraşüt

part : bölüm

person : kişi

pilates : kontrollü hareket, gerilme ve nefes almayı içeren fiziksel bir egzersiz

pitch / field : saha

play : oynamak, (müzik aleti) çalmak

player : oyuncu

please : lütfen

point : puan

pole-vaulter : sırıkla atlama sporcusu

pool : havuz

practice : alıştırma yapmak

practice : egzersiz, pratik

primary school : ilkokul

proud : gururlu, görkemli

proudly : gururla

push-up : yukarı kaldırma, şınav

race : yarış

racket : raket

rarely / seldom : nadiren

reach : ulaşmak

read : okumak

realize : farkına varmak

really / indeed : hakikaten, aslında

reference : başvuru

regularly : düzenli bir şekilde

repeat : tekrar etmek

reporter : muhabir

result : sonuç

ride a horse : at binmek

river : nehir

rollerblading : patenle kayma

roller-skating : tekerlekli paten

routine : rutin

rugby : ragbi

run : koşmak

runner : koşucu

sail : gemi ile yol almak

sailboat : yelkenli

sailing : yelken açmak, yelkencilik

say : söylemek

scary : korkutucu, korkunç

score : sayı yapmak, gol atmak, skor, puan

scuba diving : tüplü dalış

scuba-diver : dalgıç

sea : deniz

see you later : görüşürüz

see you soon : yakında görüşürüz

shoot : şut atmak, atış yapmak

shower : duş

similar : benzer

sit-up : arka ayakları üzerinde kalkmak, oturup kalkmak

skate / skating : kayma, patenle kayma

skateboarding : kaykay

ski : kayak yapmak

skiing : kayak, kayak yapma

sleep : uyumak

slow : yavaş

snorkel : şnorkel

snowboarding : kar kayağı

something : bir şey

Sorry, I didn’t understand : Özür dilerim, anlamadım.

sound : ses

spectator : izleyici, seyirci

sport : spor

sports shoes / trainers / sneakers : spor ayakkabısı

suggest : önermek

summarise : özetlemek

support : desteklemek

surface : yüzey

surface : yüzey

surfing : sörf

swim : yüzmek

swim : yüzmek

swimmer : yüzücü

swimming : yüzme

sword : kılıç

table tennis : masa tenisi

take part in  : -e katılmak, -e iştirak etmek

talent / skill : yetenek

talented : yetenekli

team : takım

team sport : takım sporu

teamwork : takım oyunu

tennis : tenis

tennis player : tenis oyuncusu

thank : teşekkür etmek

thank you : teşekkür ederim

that : şu

that is a good idea : harika bir fikir

the news : haberler

The Union of European Football Associations (UEFA) : Avrupa Futbol Federasyonları Birliği

the winner of the last match : son maçın kazananı

they : onlar

three times : üç kere

times : kere, kez, defa

together : beraber, birlikte

train : 1. tren 2. antrenman yapmak

training : antreman

trip : kısa gezi, seyahet

turn up : açmak

twice : iki kere

understand : anlamak

until : – e kadar / – a kadar

us : bizi, bize

usually / generally : genellikle

view : manzara

voice : ses

volleyball : voleybol

VS (versus) : karşı

wait : beklemek

waiter : garson

want : istemek

watch : seyretmek

water : su

weather : hava

week : hafta

weightlifting : ağırlık kaldırma sporu

what time : saat kaçta

wheel : tekerlek

wheel chair : tekerlekli sandalye

where : nerede, nereye

who : kim

whom : kimi, kime

whose : kimin

win : kazanmak

win over … : … karşısında galibiyet

windsurfing : rüzgar sörfü

winner : kazanan, galip

with : ile

with whom : kiminle

wrestle : güreşmek

year : yıl

young : genç

young fans : genç hayranlar

zero : sıfır