Başarıya Giden Yol

Hatırlar mısınız çocukken hep masallar anlatılırdı bizlere? İlkbahar, yemyeşil ağaçlar, rengarenk çiçekler, uçan kelebekler… Peki hiç merak ettiniz mi bu zinciri oluşturan bağı? Hiç sorguladınız mı nedenini? Bir kitap okumuştum ismi şöyleydi: “Kelebeklerin Kanatlarındaki Mutluluk”. İsmi beni çok etkilemişti, kitabı okumadan önce biraz üzerine düşünmüştüm. Hadi, şimdi gelin birlikte yeniden düşünelim. Bir kelebek hayal edelim. Mesela turkuaz renkli bir kelebek… Sonra onun küçücük kanatlarını gözümüzün önünde canlandıralım. Nasıl olur da on binlerce kilometrelik mesafelere uçabilirler? Kanatlarının gücünden mi kaynaklanıyor yoksa yaşama hevesinden mi? Belki de mücadele tutkusu ve yahut azmidir onun öyle uçmasını sağlayan. Peki, bu yüzden mi kelebekler mutluluğun sembolü sayılırlar? Kelebek ömrüne bakarsak, doğanın en kısa yaşayan canlısıdır. Bir soru daha çıkıyor karşımıza; kısa yaşayan bir canlının, uzun yaşayan diğer canlılar yüzünden yaratana isyanı olmaz mı? O zaman nasıl mutlu olabilir ki kelebekler? Soru! Soru! Soru!
İnsan yaşamını labirente çeviren kavram, felsefe… Şimdi, biraz açıklama getirelim bu konuya. Önce felsefi bir giriş yapalım: yarım başlık atalım: “ONTOLOJİ” -Varlık (insan, yaratılış) hakkında ilim. İnsana neden doğduğunu, niçin yaşadığını, neden ölmek istemediğini sorar. Paradoks!
Psikoloji ne diyor peki? İnsan hayatı, insan eliyle şekillendirilen bir figürdür. Önce istekler, sonra ihtiyaçlar oluşur. Öncelikle bir amaç belirlersin, sonra kendine ben ne istiyorum diye sorarsın. Ve bunu hedefe çevirirsin.
Dine göreyse insan yaşamı önceden yazılmış kaderler sistemidir. Herkesin bir kaderi vardır. Herkes ölüme mahkumdur. Yaşayacak ve mutlaka ölümü tadacaktır. Ama nasıl? Nasıl yaşayacağı ona bırakılmıştır. Din demokrattır. Sonuç olarak; insan kimdir? Niçin doğmuştur ve neden yaşıyor? Dikkat edersek her üç yaklaşım; ister bilim ister psikoloji ister din bize bir hedef sorar, yaşam amacımızı analize eder, niçin doğduk, nasıl yaşamalı acaba? Çok basit bir formül vereceğim size. Bir şeyi yapmadan önce kendinize sorun; niçin yapıyorum? ve nasıl yapacağım? En kötü ihtimali bile göz önünde bulundurun, şansınızı sonuna kadar deneyin. Bir şeye emin olmadan önce karar vermeyin asla, ben yapamam deyip olumsuzluğa kapılmayın. Karşınızda her zaman tek şık olsun. Yapacağım!…
Peki, önemli olan kısım nedir? Kelebekle insanı birbirinden ayıran veya aynı kılan nedir? Kanatlarında mutluluğu nasıl taşır kelebekler? Sembolizm! Benzetme aslında söylediklerim. Kendimizi bir kelebek olarak hissetmeli, üç günlük ömrümüz varmış gibi yaşamalı ve bu yaşama hevesimiz bizi uçurmalı dilekten dileğe, başarıdan başarıya. Daha fazla uçmak için mücadele etmeli, her konuda azimli ve ısrarlı olmalıyız. Pes etmek yok, asla ve asla pes etmek yok. Çünkü pes etmek doğaya en büyük ihanettir. Düştüysen kalkmasını bileceksin, psikolojinin altın kuralıdır bu. Parçalar bütünü, kriterlerse insanı oluşturur. Unutma, mutluluk dağlar arkasındaki küçük bir gülümsemeyle başlar!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twenty + 20 =